
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir?
Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy), davranışçı terapilerin üçüncü dalga yaklaşımları arasında yer alan bir psikoterapi modelidir. ACT, bireylerin kontrol edemedikleri, olumsuz etkiler yaratan olaylarla mücadele etmek yerine, söz konusu deneyimlere alan açmalarını ve paralel olarak yaşamlarını daha anlamlı ve doyum verici kılan davranışları sürdürmelerini desteklemeyi amaçlar. Bu bağlamsal davranışçı terapi ekolü, kişinin değerleri doğrultusunda anlamlı bir yaşam kurmasını hedefler ve bunun; içsel deneyimlerle, yani duygu ve düşüncelerle savaşmayı bırakarak mümkün olabileceğini savunur. ACT’nin temel hedefi daha az acı hissetmek değil, acı varken de hayatı yaşayabilmektir.

ACT’ye göre sorun, acının varlığı değil; acıyla kurulan ilişkidir. İnsanlar aslında genellikle; acıyı kontrol etmeye, bastırmaya ya da acıdan kaçmaya, onu ortadan kaldırmaya çalıştıkça yaşam kalitelerini düşürürler. ACT’nin kırmayı hedeflediği döngü tam olarak budur.
ACT, Kontrol Mücadelesini Bırakmayı Öğretir (Kabul)
ACT, bireyin kontrolü dışında gelişen duygu, düşünce ve bedensel duyumları değiştirmeye çalışmak yerine, onlara alan açmasını destekler.
Burada kabulden kasıt; onaylamak, vazgeçmek ya da “Bu böyle kalsın” demek değildir. Kabul; “Bu deneyim şu an benimle ve onunla savaşmadan da ilerleyebilirim” diyebilmektir. Bu sayede birey, acıyı azaltmaya çalışırken harcadığı enerjiyi yaşamaya ayırabilir.
ACT, Düşüncelerle Araya Mesafe Koymayı Sağlar (Bilişsel Ayrışma)
Düşünceyi mutlak gerçeklik gibi değil, geçici bir zihinsel içerik olarak görebilmek; onu fark eden yanımızla düşünce arasına sağlıklı bir mesafe koymayı mümkün kılar. ACT, düşünceleri mutlak gerçekler olarak ele almaz. Bunun yerine kişiye şunu öğretir: “Ben yetersizim” → Bu, nesnel bir gerçeklik değil; zihnin o an ürettiği bir düşüncedir. Düşüncelerle araya mesafe koyulduğunda; düşünce davranışı yönetmez ve kişi düşünceye rağmen hareket edebilir Bu, acının yönettiği bir yaşamdan, değerlerin yönettiği bir yaşama geçiştir.
Bugünü Yaşama Hissini Güçlendirir
Acı, çoğu zaman geçmişte yaşananlara saplanıp kalmak ya da geleceğe dair felaket senaryoları üretmekten kaynaklanır. ACT, bireyin yaşamakta olduğu güne dair farkındalığını, şimdiyle temasını artırarak, acının hâkimiyeti ele almasının önüne geçer.
“Ben Düşüncelerimden İbaret Değilim”
ACT; bireyin kendini, düşüncelerine, duygularına, olası -ya da konulmuş- tanılara indirgemesini önlemeyi amaçlar. Gözlemleyen benlik çalışmaları sayesinde kişi farkındalık kazanır: “Kaygılıyım; ancak benliğim kaygıdan ibaret değil ve bu kaygıya rağmen günlük yaşamımı sürdürebilirim.”
ACT, Bir Pusula Sunar: Değerler
ACT’de değerler, ulaşılması gereken sonuçlar değildir. Değerler, “Nasıl bir insan olmak istiyorum?” sorusuna verilen yön gösterici yanıtlardır. Değerler netleştiğinde, acı bir engel olmaktan çıkıp, yolun bir parçasına, eşlikçisine dönüşür. “Bu duygu bana eşlik ederken, nasıl biri olmak ve hangi varoluşa uygun davranmak istiyorum?”
Acıya Rağmen Yola Devam Etmeyi Öğretir (Kararlı Eylem)
ACT, bireyi acı geçince değil; acı varken hareket etmeye davet eder. Kararlı eylem; ufak ama gerçekçi, değerlerle uyumlu olarak ilerler. Acı yok olmaz ama yaşam kalitesi korunur.

Acıyla ilişkiyi dönüştürür. ACT, acıyı ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak değil; yaşamın kaçınılmaz bir parçası olarak ele alır. Amaç, acıyı azaltmaktan ziyade, acıya rağmen yaşamı sürdürebilmektir.
Anlamlı bir hayat sürdürmeyi önemser. Odak noktası semptomlar değil, kişinin değerleridir. “Nasıl hissediyorum?” sorusundan çok, “Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?” sorusunu gündemde tutar.
Psikolojik esnekliği artırır. Kişinin düşüncelerine, duygularına ve içsel deneyimlerine takılıp kalmak yerine; onlarla birlikte hareket edebilmesini sağlar. Bu esneklik, zorlayıcı duygular karşısında donup kalmayı azaltır.
Dayanıklılığı artırır. ACT, zor deneyimler esnasında daha az kırılgan, daha toparlanabilir ve işlevsel olmamızı, ayrıca duruma daha geniş bir perspektiften bakabilmemizi sağlar. Dayanıklılık; acıyla savaşmaktan ziyade, acı varken de ilerleyebilme kapasitesidir.
Sorumluluk verir. Kişi, kaderinin pasif bir taşıyıcısı olmaktan çıkar; değerleri doğrultusunda seçim yapan aktif bir özne hâline gelir.
ACT vasıtasıyla kişi, şu içgörüye ulaşır: “Acı mevcut, ama bugünümün, dolayısıyla hayatımın hâkimiyetini ona vermek zorunda değilim.”
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.