Psikonesans ailesi tarafından sizin için özenle hazırlanan özgün içerikler…

(...)Oysa semptom bir şeylerin bozulduğunun değil, bir şeylere artık dayanılamadığının ulağıdır. (...) Bir uzmanın, “Neye ihtiyacın var?” sorusunu tek başına yanıtlamak yerine; bu soruyu kişiyle birlikte düşünmesi mümkün müdür? Tanı koyarken, kişinin hikâyesine de kulak verilebilir mi? Güvenlik sağlanırken, özne olma hâli korunabilir mi?

ACT vasıtasıyla kişi, şu içgörüye ulaşır: “Acı mevcut, ama bugünümün, dolayısıyla hayatımın hâkimiyetini ona vermek zorunda değilim.”

Başarıyı sahiplenmek çoğu zaman bir alışkanlık meselesidir. Bir yere geldiyseniz, büyük olasılıkla oraya ait olduğunuz içindir.

(...) problem şu ki, günümüzde kaynaklar tükense de beklentiler azalmıyor. Bu da kişide sürekli bir suçluluk ve başarısızlık duygusuna sebep oluyor. Hâlbuki burada asıl mesele karakter değil, yükün niteliğidir.

Orgazm sonrasında hissedilen suçluluk, boşluk ya da pişmanlık duygusu birçok kişinin yaşadığı ancak nadiren konuşulan bir deneyimdir. Bu durum çoğu zaman ahlaki bir sorun gibi algılansa da, nörobilim ve psikoloji alanındaki çalışmalar bunun büyük ölçüde biyolojik ve nörokimyasal süreçlerle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Narsisistik ilişki nerede başlar, nasıl ilerler? İdealize edilme, eleştiri ve değersizleştirme sürecini takip eden terk edilme ve geri dönüşü anlatıyoruz.