Babanın Adı

“Babanın Adı” , psikanalize, Jacques Lacan tarafından kazandırılmış bir kavram olup, öznenin hayatına sınır ve kuralları dahil eden sembolik vasıtayı ifade eder. “Baba Adı” kişinin dile dahil olup, toplumsal düzende yer edinmesini sağlar.
Babanın Adı kavramı biyolojik babadan ziyade yasayı, sınırı, simgesel düzeni temsil eden bir göstergedir. Çocuğun dil ve kültür dünyasına girebilmesi için, anneyle kurulan sembiyotik ilişkiyi kesen bir ayrıştırıcıya ihtiyaç vardır. “Baba” kavramı burada yasa koyucu, “Hayır” diyebilen, arzuyu düzenleyen bir yapı olarak düşünülür. Bu şekilde, simgesel düzene dahil oluş gerçekleşir yani çocuk artık yalnızca annenin arzusunun nesnesi değildir.
Babanın Adı ve Sembolik İşlevi
Lacan için “baba”, biyolojik bir figürden ziyade bir işlevdir. Babanın Adı, özneyi annenin arzusundan ayıran ve onu dilin, yasaların ve toplumsal düzenin içine yerleştiren mecazi bir kesme işlevi görür. Söz konusu kesme, arzunun sınırsız döngüsüne “Dur” diyerek öznenin kendi konumunu belirlemesine imkân tanır.
Babanın Adı, kanunu temsil eder: Yasak, izin verilenin sınırlarını tayin eder.
Babanın Adını içselleştirme, dolayısıyla söz konusu kanuna tabi olma “başarısı”, kişinin psikolojik gelişimini -sembolik zincire sağlam bir biçimde yerleşmesini- sağlar. Bu, nevrotik yapının temelidir.
Dışlama (Forclusion) ve Psikoz
Lacan, psikozu nevrozdan ayırırken, psikozdaki bastırma mekanizmasının eksikliğine değinir.
Nevrozda, travmatik veya kabul edilemez bir temsil sembolik düzene kaydedilmiş, ardından bastırılmıştır. Bu nedenle geri dönüş dolaylıdır: semptomlar, rüyalar, dil sürçmeleri vb.
Psikozda ise bu belirleyici unsur hiç kaydedilmemiştir. Babanın Adı sembolik düzene hiç dâhil edilmemiştir. Bu, Lacan’ın Babanın Adı’nın dışlanması (forclusion du Nom-du-Père) adını verdiği durumdur.
Psikanalizde dışlama, sembolik düzene hiçbir zaman kaydedilmemiş bir unsurun dışarıda kalışıdır.
Psikozda bastırma gibi dolaylı bir mekanizma mevcut değildir; bu nedenle dışlanan unsurun geri dönüşü doğrudan, yani halüsinasyon ve sanrılar biçiminde olacaktır. Örneğin kişi, -aslında var olmayan- sesler duyabilir çünkü sembolik işlev bu sesi içselleştirememiştir.
Sapkınlık (Perversion) tablosundaysa,
Babanın Adı ne psikozdaki gibi tamamen eksiktir, ne de nevrozdaki gibi tam anlamıyla içselleştirilmiştir. İnkâr mekanizması belirleyicidir. Babanın Adı mevcuttur fakat özne onu bilerek yadsır, askıya alır, esnetir.
Mesela kişi, annenin fallusu olmadığını bilir fakat bunun yarattığı eksikliği kabul etmek yerine telafisini sağlayan bir işaret üretir, bir fetişizm objesi. Bu şekilde, annenin “eksiksiz” olduğu fantezisi sürdürülebilir. Sapkınlık, Babanın Adının çarpıtılmış bir düzenlemesidir. Özne yasanın üstünde değildir, daha çok yasanın temsilcisi rolünü üstlenmeye çalışır. Sapkın, kendisini başkasının arzusunu yöneten kişi konumuna yerleştirir.
Lacan’ın Babanın Adı kavramı, yüzeydeki belirtilerden çok, öznenin sembolik zincire nasıl yerleştiğini ya da yerleşip yerleşmediğini kavramamızı sağlar. Bu, klasik tanısal kategorilerden çok daha derin bir yapısal ayrımdır.
kapak görseli: @joanarbil
