
"Kalbime ulaşılan seferler haricinde, hiçbir zaman gerçekten deli olmadım."
Edgar Allan Poe
Kaygılı-kaçıngan bağlanma stiline sahip kişi, kimsenin kendisini olduğu hâliyle sevmeyeceğini düşünmeye meyillidir. Sevilmek, yakınlık kurabilmek için kendi benliğinden ödün vermesi gerektiğine inanır. Sınırlarını ve kimliğini koruyarak duygusal ilişki kurmanın mümkün oluşuna pek ihtimal vermez. Sınırlarını belirleme hakkının olup olmadığını, ya da bunun nereye kadar normal kabul edileceğini tayin etmekte güçlük yaşar.

Kaygılı bağlanan kişi ilişkilerinden bağımsız olarak kim olduğu hakkında net bir fikre sahip değildir. Kaçıngan bağlanan kişiyse, kimliğine sıkı sıkıya tutunur ve esneklik göstermez, bir nevi yutulma, benliğini kaybetme korkusuyla karışmaz, bir adım geride durur. Kaygılı-kaçıngan -yani düzensiz bağlanan kişi- bu iki mod arasında gidip gelmektedir ve bu durumun bir sonucu olarak kendisi hakkında olumsuz bir algı oluşturmaya yatkındır.
Her bir kutuptan, zıt pozisyonda aldığı kararlara ya da bulunduğu davranışlara baktığında kendini eleştirecek, yargılayacaktır.

Kaygılı pencereden, kaçıngan modda sergilediği davranışlarını incelediğinde toksik, narsisistik ya da bencil olarak tanımlayacaktır kendisini.
Kaçıngan perspektiftense, kaygılı moddaki hâlini, panik, zayıf, aciz olarak betimlemeye meyilli olacaktır.
Dolayısıyla bu insanlar kendileri hakkında olumsuz bir algıya sahiptirler.
Karşılaştıkları insanlarda da hep bir fay hattı, bir kırılganlık, bir hile ararlar.
En anlamadıkları, çözemedikleri insanlar güvenli bağlananlardır. Bunun mümkün olduğuna ikna olmakta ciddi anlamda zorlanırlar.
Kaygılı-kaçınganın yakınlık kurma ihtiyacı kaygılı bağlananınki kadar yoğundur ve ilişkilerine kendini kaptırma eğilimi buradan gelir; fakat sadece kaygılı bağlanan bir yapıya sahip olmadığından, bir süre sonra kişiliğini, benliğini, bağımsızlığını özleyip kaçıngan moda geçecektir. Bu geçişleri neyin ya da nelerin tetiklediğini tespit etmek analiz ve farkındalık açısından önem taşır.
İlişkide olmak kaygılı-kaçıngan için biraz suyun altında nefes tutmak gibidir; aradıkları bu olmasa da, aslında hayatlarında biri olmadığında daha huzurlu hissederler. Hayatlarındaki kişiden, gerçek kişiliklerini saklamaları gerektiğine inanmaları nadir değildir: "Beni gerçekten tanırsa sevmez."

Düzensiz bağlanan yetişkinler, uzun süreli bekarlık dönemleri yaşayabilirler.
Kaygılı-kaçıngan için ilişkide olmak yorucudur. Dolayısıyla bu insanlar, bilinçli ya da bilinçdışı olarak, son kullanma tarihi olan ilişkilere yönelmeye meyillidirler.
Belirleyemedikleri sınırlar, alamadıkları kararlar koşullar tarafından sunulmuştur, ve öyle ya da böyle yapay da olsa, bir denge sağlanmıştır.
Kişi, kendini daha güvende hisseder: «Yorucu ama nasıl olsa bitecek... Aslında keşke bitmese."
Söz konusu koşul,(ya da son kullanma tarihi) yaşanılan ilişkinin yasak olması, ya da zaten bir süre sonra taraflardan birinin başka bir ülkeye taşınacak olması vs. olabilir.
Bazen de koşullar kişinin zihnindedir:
"Şu ya da bu gerçekleştiğinde gideceğim, zaten ayrılacağız. Ev tuttuğumda ondan ayrılacağım, mezun olduğumda farklı bir hayat kurmam gerekecek; bu şekilde (onunla) devam edemem zaten." gibi.
Bu durumun ironik yanı, kaygılı-kaçınganlar, çoğu zaman bilinçaltı bir mekanizmanın rehberliğinde "bu şekilde devam edemeyecekleri" ilişkilere yönelmektedirler.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.