
Düzensiz bağlanan yetişkinler, oyuna başlamadan önce karşı tarafın kartlarını mümkün olduğunca tahmin etmek isterler. Muhataplarının kendilerini incitmeyeceğine dair güçlü bir güvence almadan duygusal olarak açılmazlar.
Gerçekten yakınlık kurma ihtiyacı duyarlar. Onlarla beraberken derin bir bağ kurduğunuzu hissedersiniz, ancak ara ara, aslında kendileri hakkında pek bir şey bilmediğinizi düşünürsünüz.

Karşılarındakini dikkatle dinler, iyi empati kurarlar fakat sizi götürdükleri yerlere kendi duygularını her zaman taşımazlar. Ne zaman duygularını paylaşabileceklerini, ne zaman mesafe koymaları gerektiğini -farkındalıklı ya da farkındalıksız olarak- hesaplarlar.
İlişkilerinde doğaçlama davranmakta zorlanabilir, güveni içgüdüsel bir his olarak değil, analiz edilip hak edişle sunulan bir olgu olarak görebilirler. Düzensiz bağlanan yetişkin, duygu ve mantık arasında keskin geçişler yaşar.
Güvenli bağlanan kişi, duygu ve mantık arasında sağlıklı bir denge kurarak her ikisini de hesaba katan çözümler üretebilirken, düzensiz bağlanan bu dengeyi sağlamakta zorlanmakla kalmaz, çoğunlukla kararını iki uç noktadan birinde alır.

Âdeta kanal değiştirirler: Ya tamamen duygularının etkisi altında kalır ve mantıksal sonuçları göz ardı ederler ya da duygusal yönlerini tamamen bastırıp aşırı katı ve hesapçı bir yaklaşım benimserler. Orta yolu bulamazlar, entelektüelleştirme ile duygusal karar alma arasında gidip gelirler.
Kaçıngan ve mantıklıyken kendilerini iyi hissederler hatta stoik bir üst nota verirler. Ancak kaçınılmaz olarak, döngünün bir yerinde duygusal ve kaygılı bir versiyonlarına dönerler. Ardından bir noktada tabir yerindeyse kaygıya doyup, tekrar duygularını bastırır ve mantıklı moda dönerler. Bu döngü böyle, kısır devam eder.

İlişkilerinde tamamen duygularının etkisi altındayken, günlük hayatlarında mantıklı ve dengeli bir vitrin sunabilirler. Bu sebepten, kendileriyle alışık olduğunuz çerçevenin dışında karşılaştığınızda başka biriyle konuşuyormuş izlenimine kapılabilirsiniz.
Aşırı sorumluluk yüklenme ve sorumsuzluk arasında gidip gelirler.
Kendi fikirleri tarafından savrulurlar: “Ben mi toksik davranıyorum, yoksa bana mı toksik davranılıyor?” Durumu tarafsız bir muhakemeyle değerlendirmekte zorlanırlar. Aynı olay bir gün onlara kendi hataları gibi gelirken, bir başka gün eşlerini suçlu bulabilirler. Olay aynıdır ama perspektif sabit değildir.

“Duygudurumum tamamen hayatımdaki insanlara bağlı.” veya “Hissettiklerimin tek sorumlusu benim." Kafaları karışır… İstikrarsız duygu dünyaları karar alma süreçlerini karmaşıklaştırır ve ilişkilerinde net olmalarına mâni olur. Kararlarını duygudurumlarına göre verdiklerinden, herhangi bir karardan kısa süre sonra şüphe veya pişmanlık duyabilirler. Diğerleriyle empati kurmak konusunda onlara süper güç veren bu tarafsızlık içsel muhakemeleri söz konusu olduğunda kayıp hissetmelerine sebep olur.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.