
Modern aşk anlatıları benzer replikler fısıldıyor: “Gerçek sevgi özgür bırakır.”
“Doğru bir ilişkide kimse kimseye karışmaz, kimse kimseye ihtiyaç duymaz, herkes kendi ayakları üzerinde durur." Bağımlılıktan, muhtaçlıktan, kaybetme ihtimalinden arınmış bir ilişki vadeden bu hikâye kulağa hoş geliyor. Peki ya ilişki, özgürlüğü askıya almaktan ziyade, bağımlılığı besleyip büyütüyor, geliştiriyor olsaydı? Gönüllü olarak, ortaklaşa, ihtiyacımıza bir adres belirlemek uğruna…
Bu fikir çoğu insanın savunmaya geçmesine sebep oluyor çünkü “bağımlılık” kelimesini patolojiyle, zayıflıkla, sağlıksızlıkla eş tutmaya alışmışız. Oysa burada söz konusu olan, insan olmanın kaçınılmaz koşulu olan ilişkisel kırılganlıktır. Birine bağlandığımızda, ona dair beklentiler oluştururuz; varlığın olduğu yerde, kayıp ihtimali de vardır. Hareket hâlinde olmak dolayısıyla bazı risklere tabi olmak canlı olduğumuzu gösterir; fakat bazen bunun aksini güç göstergesi olarak yorumluyoruz.
Özgürlük, betimlemesi tahmin ettiğimizden daha zor bir kavram olmalı!
İki kişi arasında kurulan bağ, kendi dinamiğine sahip bir düzenek üretir. Bu düzenekte bir güç dağılımı, roller, beklentiler, ve yazısız kurallar mevcuttur. Kim daha çok açıklar? Kim susar? Kim hesap sorar? Kaybetmekten kim korkar?
Daha az arayan, daha az açıklayan, daha az netlik sunan kişi çoğu zaman farkında olmadan ilişkinin ritmini -ve diğer tarafın ruh hâlini- belirler. Diğeri uyumlanır, bekler, anlamlandırmaya çalışır. Bu iyilik, kötülük ya da taktik değildir; bu, ilişkinin yapısal bir gerçeğidir.
Belki de bir ilişkide özgürlük, sevginin yoğunluğuyla değil, bağımlılığın şiddetiyle ilgilidir. Özgürlük, bağın koşullarını birlikte konuşabilme ve gerektiğinde yeniden yapılandırabilme kapasitesidir. Yani özgürlük; her istediğini hesap vermeksizin yapmak ya da kıskançlık, korku ve kırılganlık yokmuş gibi davranmak değildir.
Özgürlük, ilişki içinde tarafların kendi iç dünyalarını inkâr etmeden var olabilme becerileridir. Duyguları bastırmak, devşirmek ya da saklamak değil, duygular hakkında konuşabilmek… İlişki içerisinde özgürlük, sarf edilen emek, ayrılan vakit, verilen değer sayesinde kazanılır.
Sanki sık edilen bir mantık hatası var: İlişkide yaşanılan zorlukları bireysel özelliklere indirgemek. “Kaygılı bağlanıyorsun”, “Sınır koyamıyorsun”, “Özgüvenin düşük”, “Kaçıngansın!” Oysa bazı durumlarda sorun kişinin iç dünyasında değil, kişinin ilişkideki konumundadır.
Herkesin ilişki içinde pazarlık yapabileceği hususlar aynı değildir. Ekonomik güvencesi olmayan biri için gitmek, teorik bir seçenektir. Bakım verme alışkanlığı ve konumu olan biri için “kendini öncellemek” kolay bir seçim değildir. Daha fazla duygusal emek sarf eden taraf, ilişkiyi ayakta tutma sorumluluğunu daha derinden hisseder.
“Her şey konuşulabilir” denilen bir ilişkide, bu diyaloğun bedelini hep aynı kişi ödüyorsa; orada özgürlük değil, asimetrik bir dayanıklılık mevcuttur.
Açık ya da esnek ilişki modelleri çoğu zaman özgürlük, rahatlık vaatleriyle sunulur. Ancak söz konusu açıklık, duyguları yok etmez; devşirir. Kıskançlık, güvensizlik ya da bağımlılık yok olmaz, biçim değiştirir ve mutasyona uğramış duygular daha karmaşıklardır.
Herhangi bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığı, “açık” ya da “kapalı” oluşuyla değil; duygusal yükün nasıl paylaşıldığıyla alakalıdır. Kim daha çok hoş görüyor? Kim eleştiriyor? Kim düzenliyor? Kim sakinleştiriyor? Cevaplar aynı olduğu müddetçe ilişkinin modeli, markası değişse de dinamik aynı kalacaktır.
Günümüzde özgürlük seçenek bolluğu olarak algılanır gibi. Pratikte pek çok kişi şu duyguyla baş başa kalıyor: “Ben ne ölçüde vazgeçilebilirim?” “Herkes yerine koyulabilir mi?”
Bahsettiğimiz şey özgürlükse, huzur ve heyecan vermesi gerekir, performans kaygısı ya da kaybetme, vazgeçilme, terk edilme korkusu değil.
Bağlanmanın riskini kabul edip, sorumluluğunu aldığımız ama bunu tek başımıza yapmadığımız zaman bahsedilebilir belki de özgürlükten. Hiç bağımlı olmamak sanki uygulanabilir değil ama bağımlılığın adil ve konuşulabilir olduğu bir bağ kurmak mümkün gibi. Ne dersiniz?
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.