
Kendi Başarınızın Yabancısı Mısınız?
Imposter (Sahtekârlık) Fenomeni Nedir ve Nasıl Üstesinden Gelinir?
Zirveye tırmandıkça manzaranın tadını çıkarmak yerine, aşağıya bakıp “Ne zaman düşeceğim?” diye mi düşünüyorsunuz? Terfi aldınız, zor bir sınavı geçtiniz ya da "iyi" bir proje sundunuz. Herkes sizi takdir ediyor olsa da içinizde bir ses şunu fısıldıyor olabilir: “Sadece şanslıydım. Aslında ne yaptığımı bilmiyorum. Yakında yetersiz olduğum anlaşılacak.”
Eğer başarılarınız size ait değilmiş gibi geliyorsa, kazandığınız her davanın arkasında mutlaka şans faktörü, uygun zamanlama ya da başkalarının payı olduğunu düşünüyorsanız; yalnız değilsiniz. Bu durum, psikoloji literatüründe Imposter Fenomeni (Sahtekârlık Fenomeni) olarak adlandırılır.
Imposter Fenomeni Nedir?
Imposter Fenomeni, ilk kez 1978 yılında klinik psikologlar Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafından tanımlanmıştır. Bu fenomen; kişinin objektif bir şekilde başarılı olmasına rağmen kendisini yetersiz hissetmesi, başarılarını içselleştirememesi ve bir gün “sahtekâr” olarak ifşa edilme korkusu yaşamasıyla karakterizedir.
Temel özellikleri:
• Başarıyı yetenek yerine şansa ya da dış etkenlere bağlama
• Kendi performansını sürekli küçümseme
• Hata yapmanın “yakalanmak” anlamına geleceğine dair yoğun kaygı
• Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslama
Araştırmalar, insanların yaklaşık %70’inin yaşamlarının bir döneminde bu duyguları deneyimlediğini göstermektedir. İlk çalışmalar başarılı kadınlar üzerinde yoğunlaşmış olsa da, günümüzde yaş, cinsiyet ve meslek fark etmeksizin herkesin bu deneyimi yaşayabileceği bilinmektedir. Albert Einstein, Tom Hanks ve Serena Williams gibi yüksek başarı düzeyine sahip isimlerin dahi bu duyguyla mücadele ettiğine dair anekdotlar vardır. Imposter durumu günlük dilde sıklıkla “sendrom” olarak adlandırılsa da, DSM ya da ICD-10’da listelenmiş bir rahatsızlık değildir. Bu nedenle literatürde “Imposter Fenomeni” ifadesi tercih edilir.
Bahsettiğimiz “yetersizlik” hissinin ardında bazı düşünce kalıpları yer almaktadır.
1. Mükemmeliyetçilik Tuzağı
“Mükemmel değilsem yetersizim” düşüncesi, herhangi bir hataya olan hoşgörünüzü azaltacaktır. Küçücük bir eksiklik bile tüm başarınızı geçersizmiş gibi algılamanıza sebep olabilir.
2. Başarıyı Şansa Bağlama Eğilimi
Başarı şansa, doğru zamanlamaya vs. ya da dış etkenlere bağlanırken; başarısızlık çoğu zaman kişisel yetersizliklerle ilişkilendirilir. Bu düşünce biçimi, zamanla bireyin kendi emeğini ve yetkinliğini görmezden gelmesine yol açar. Sürekli kendini sorgulamak, benlik algısının aşınmasına ve öz güvenin zayıflamasına neden olabilir.
3. Aile Dinamikleri
Çocukluk döneminde sevgi, onay ve kabulün koşulunun başarı olması; bireyin değer algısını performansa endekslemesine yol açabilir. Bu öğrenme biçimi, yetişkinlikte de “ancak başarılıysam değerliyim” düşüncesinin devam edip başarının içselleştirilememesine neden olabilir.
4. Imposter Döngüsü
Yeni bir görev → yoğun kaygı
Kaygı → aşırı hazırlık ya da erteleme
Başarı → “çok çalıştım ama bu gerçek yetenek değil” düşüncesi
Bu döngü, yetersizlik hissinin ve söz konusu olumsuz duyguların kalıcı hâle gelmesine zemin hazırlar.
Risk Grubu: Sağlık Profesyonelleri ve Öğrenciler
Hataların tolere edilmediği alanlarda çalışan bireyler, özellikle sağlık profesyonelleri ve öğrenciler, imposter fenomenine özne olmaya daha yatkındırlar. Yüksek sorumluluk, sürekli değerlendirilme durumu ve kusursuzluk beklentisi;
• tükenmişlik hissi
• anksiyete (kaygı)
• depresif duygudurum
• mesleki tatminde düşüş gibi sonuçlar doğurabilir.

İç eleştirmeni idare etmek, onu tamamen susturmaktan ziyade mesafeyi ayarlamakla mümkündür.
1. Duygu ile Gerçeği Ayırın
Yetersiz hissediyor oluşunuz, yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Duygular gerçekliği değil sizin gerçekliği nasıl algıladığınızı yansıtırlar.
2. Kanıt Günlüğü Tutun
Aldığınız olumlu yorumları, elde ettiğiniz somut başarıları not alın. Zorlandığınızda bu kayıtlar zihinsel ve duygusal dengenize katkı sağlarlar.
3. Paylaşın
Bu duygunun evrensel olduğunu fark etmek, üzerinizdeki etkisini azaltır. Güvendiğiniz biriyle bu deneyimi paylaşmak, size yalnız olmadığınızı fark ettirir. Çoğu zaman başkalarının da benzer kaygılar taşıdığını görmek, iç eleştirmenin sesini kısar ve duygunun gerçeklikle karıştırılmasını engeller.
4. İç Sese İsim Verin
Söz konusu iç sese, “Şüpheci Bey/Hanım” gibi bir isim koymak, olumsuz düşünceleri kişiliğinizin tamamıymış gibi algılamanızın önüne geçer. Bu yöntem, iç sesle aranıza sağlıklı bir mesafe koymanızı ve her düşünceyi mutlak gerçeklik olarak görmemenizi sağlar.
5. Liderler İçin: Şeffaflık
Bir ekip yönetiyorsanız, zorlandığınız noktaları paylaşmak bir nevi güven alanı açar. Başarıyı bireysel bir deneyim, bir değer olarak tanımlamak, başkalarının da bunu içselleştirmesini kolaylaştırır.
Kendinizi Test Edin: Bu Duygular Size Tanıdık mı?
Aşağıdaki sorulara çoğunlukla “evet” diyorsanız, imposter fenomeniyle karşı karşıya olabilirsiniz:
• Başarılarınızı şansa mı bağlıyorsunuz?
• Bir gün “aslında yeterli olmadığınızın” ortaya çıkmasından korkuyor musunuz?
• Hata yapmamak için olası zorluklardan kaçınıyor musunuz?
• Başkalarıyla kendinizi sürekli kıyaslıyor musunuz?
Küçük Bir Egzersiz
• Sizi yetersizlik hissine iten temel tetikleyici nedir?
• Bu his bedeninizde ve düşüncelerinizde nasıl ortaya çıkıyor?
• Uzun vadede bu sesle başa çıkmanıza ne yardımcı olabilir?
Imposter fenomenini fark etmek, değişimin ilk adımıdır. Başarıyı sahiplenmek çoğu zaman bir alışkanlık meselesidir. Bir yere geldiyseniz, büyük olasılıkla oraya ait olduğunuz içindir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.