
"Okyanusun ortasında salıyla kalakalmış bir denizciden bile çok daha yalnızdım. Gün ağarırken incecik bir sesle uyandırıldığımda nasıl şaşırdığımı siz tahmin edin.
'Lütfen' diyordu '...bana bir koyun çizin.'
'Ha?'
'Bana bir koyun çiz.'
(...)Gizem böylesi etkileyici olunca, insan karşı gelmeye cesaret edemiyor.(...) Ben de çizdim.
'Hayır! Bu şimdiden çok hasta. Başka yap.' Başka bir koyun çizdim.
Dostum yumuşak ve anlayışlı bir şekilde gülümsedi: 'Sen de görüyorsun, koyun değil bu, koç. Boynuzları var...'
Bir koyun daha çizdim, o da ötekiler gibi beğenilmedi.
'Bu da çok yaşlı' dedi 'Uzun yaşayacak bir koyun istiyorum.'
(...)aşağıdaki resmi çizip, açıkladım: 'Bu senin koyununun kutusu, istediğin koyun kutunun içinde.'

'Tam olarak böyle bir koyun istiyordum...' "
Burada kutu, belirli bir imgesel formu dayatmaktan kaçınarak arzunun nesnesinin sabitlenmesini engeller ve böylece arzunun yapısal nedeninin işlevini muhafaza eder.
Koyun artık çizerin belirlediği bir imge değildir; Küçük Prens’in arzu alanında kurulur. Ve az evvel okuduğunuz pasaj, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin Lacan’ın üç kaydı -Reel, Simgesel ve İmgesel- üzerinden değerlendirilmesine imkân tanır.
Mesele, koyunun kendisinden ziyade, arzunun hangi düzlemde konumlandığı ve öznenin dünyayı hangi düzlemde kurduğudur.
Reel, gerçeklikle karıştırılmamalıdır.
Gerçeklik, simgesel ve imgesel aracılığıyla işlenmiş, yerleşmiş olandır; Reel ise bu örgütlenmeye bütünüyle dâhil edilemeyen ve her simgeselleştirme girişiminde eksik kalan parçadır. Koyun -sözlük tanımı ya da çizim olarak değil- bu temsil biçimlerinin hiçbir zaman tam olarak kuşatamadığı artakalan boyutuyla Reel’e temas eder. Reel; dilin kuşatamadığı, imgenin sabitleyemediği, kavramsallığın tüketemediği artıktır. Bu nedenle “Bana bir koyun çiz” talebi karşılanamaz, her çizim bir eksiklik oluşturur; söz konusu eksiklik, çizimin yetersizliğinden değil, temsilin yapısal sınırından kaynaklanır.
“Koyun” kelimesi biyolojik bir varlığa doğrudan karşılık gelen bir etiket değil, bir gösterendir. Anlamını nesneye işaret etmesinden değil, diğer gösterenlerle kurduğu farklılık ilişkilerinden alır ve bir gösteren zinciri içinde yer tutar. Bir şeyi isimlendirmek, onu simgesel düzene dâhil etmektir.
Bu dâhil ediş, nesnenin paylaşılabilir ve dolaşıma girebilir bir temsilini üretir; ancak bu ifade ediş, ardında temsil edilemeyen, tüketilemeyen bir artakalan bırakır. Adlandırmak, kayıp üretir: O ‘şey’, doğrudan erişilebilir olmaktan çıkar ve yalnızca gösterenler aracılığıyla dolaylı biçimde erişilebilir hâle gelir: İfade edilmiş, dolayısıyla eksilmiştir.
Simgesel düzen, deneyimi düzenler; öznenin toplumda yer edinmesini sağlar; anlam üretir. Aynı zamanda özneyi böler; çünkü bunu takiben özne, bir gösterenin başka bir gösteren için temsil ettiği şey olarak kurulur. Anlam üretimi daima bir eksilme pahasına gerçekleşir. ‘Koyun’ kelimesi, nesnenin maddeselliğini ya da duyusal yoğunluğunu taşımaz; simgesel düzende yer edinmesini sağlar.
Ancak simgesel olmadan özne dağılırdı. Dil, kaotik deneyimi bir çerçeveye yerleştirir ve öznenin onunla belirli bir mesafe kurmasını mümkün kılar. Bir yaşantının adlandırılması, (örneğin ‘yas’, ‘kaygı’ ya da ‘öfke’) yaşantıyı ortadan kaldırmaz; fakat onu simgesel dolaşıma sokarak taşınabilir hâle getirir.
Çizilen her koyun, öznenin imgesel özdeşleşmelerinin kurulduğu düzlemde beliren bir imgedir. İmgesel, imgelerin toplamı değil, öznenin bu imgeler aracılığıyla kendisini bütün ve tutarlı bir varlık olarak deneyimlediği yanılsamalı alandır.
Görüntüyle özdeşleşmenin alanı, tamlık yanılsamasının kaynağıdır. İmgesel, yanlış anlamanın vatanıdır. İmgesel, ‘Ben’in bütünlüklü bir imge olarak kurulduğu düzlemdir. Koyun çizimlerinin reddedilmesi, iki farklı özdeşleşme düzleminin örtüşmeyişini vurgular.
Çizer, kendi imgesel formunu sunar; ancak bu form, talep eden öznenin arzu konumuna denk gelmez. Çözüm olarak sunulan kutu resmi, belirli bir imgesel bütünlük dayatmak yerine, öznenin kendi imgesini yerleştirebileceği bir çerçeve sunar. Böylece imgesel özdeşleşme sabitlenmez; yapı, öznenin arzusuna açık bırakılır.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.