
Neden Bu Kadar Yoruluyoruz?
Modern Ebeveynin Tükenmişliği
Günümüzde birçok ebeveyn kendine benzer sorular soruyor: “Eskiden insanlar zorlanmadan kaç tane çocuk büyütüyordu, ben neden bu kadar yoruluyorum?”
Çoğu zaman kişisel bir yetersizlik gibi algılansa da, psikoloji ve nörobilim alanındaki veriler bunun bireysel değil, yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor.
“Daha Az Sabırlı” Değiliz, Daha Fazla Yük Altındayız
Günümüzde ebeveynlik yalnızca çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değil. Modern ebeveyn, aynı anda şunları yapmaya çalışıyor:
• Duyguları fark etmek
• Öfkeyi düzenlemek
• Güvenli bağlanma sağlamak
• Travma yaratmamaya dikkat etmek
• Tüm bunları kendi çocukluk yaralarını tetiklemeden yapmak
Bu süreç, yüksek düzeyde bilişsel ve duygusal enerji gerektirir. Sakinliği korumak ve anlayışlı olmak; bağırmaktan ya da otorite kurmaktan çok daha fazla zihinsel kaynak tüketir.
Fiziksel Yorgunluktan Zihinsel Yorgunluğa Doğru
Geçmişte ebeveynlik daha çok fiziksel emekle tanımlanıyorken bugün asıl yük zihinsel ve duygusal emekte yoğunlaşıyor. Teknolojik gelişmeler hayatı kolaylaştırmış gibi görünse de, şunları beraberinde getirdiler:
• Sürekli erişilebilir olma hâli
• Performans baskısı
• Sosyal kıyas
• Destek ağlarının zayıflaması
Günümüz ebeveyni, geçmiş kuşaklara nazaran çocuklarıyla daha fazla vakit geçiriyor olsa dahi, çok daha yalnız hissediyor.
Günümüzde birçok anne-baba farkında olmadan çift yönlü bir sürece dahil oluyor:
• Bir yandan çocuğunu daha güvenli, daha şefkatli bir ortamda büyütmeye çalışıyor.
• Diğer yandan kendi çocukluğundaki karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarla yüzleşiyor.
Bu “yorucu” olmakla kalmayıp, aynı zamanda psikolojik açıdan oldukça talepkâr bir süreç. Buradaki yorgunluk sadece fiziksel değildir ve uzun süredir devam eden bir enerji tükenmesi şeklinde hissedilir.
Sorun Sabır Eksikliği Değil
Günümüzde birçok ebeveyn kendini sabırsız, dayanıksız ya da yetersiz olarak etiketlemekte.
Oysa problem şu ki, günümüzde kaynaklar tükense de beklentiler azalmıyor. Bu da kişide sürekli bir suçluluk ve başarısızlık duygusuna sebep oluyor. Hâlbuki burada asıl mesele karakter değil, yükün niteliğidir.

Geçmişte çocuk yetiştirmek kolektif bir süreçti. Bugünse birçok ebeveyn, tüm sorumluluğu tek başına taşımak zorunda kalıyor. Aile desteğinin azalması, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması ve “iyi" ebeveyn olma baskısı, bu yükü ağırlaştırıyor. Bu koşullarda yorgun hissetmek doğal bir sonuçtur.
Modern ebeveynlik, yalnızca sevgi değil; aynı zamanda dikkat, duygusal denge, farkındalık ve dayanıklılık istiyor. Bu nedenle hissedilen yorgunluk; bir eksikliğin belirteci değil, verilen duygusal emeğin bedelidir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.