Sahte Benlik

Remel Öney
Remel Öney
78 Görüntülenme
Sahte Benlik

Bazı insanlar sosyal olarak çok uyumlu, hatta karizmatik görünebilirler. Dışarıdan bakıldığında güçlü, sarsılmaz, kendilerinden emin bir imaj sunabilirler. Fakat bu vitrinin ardında, bazen farklı bir gerçeklik vardır: Winnicott bu yapıyı sahte benlik olarak tanımlar.

Duygusal açıdan güvende hissetmediği bir çevrede büyüyen çocuk, varlığını sürdürebilmek için kendi iç gerçekliğini ve ihtiyaçlarını değil, çevresinin beklentilerini merkeze alarak kendine bir kişilik örer. 

Sahte benlik bilinçli olarak takılan bir maske değildir; kişinin benliğini korumak için erken dönemde başvurduğu, bir savunma mekanizmasıdır.

Winnicott’a göre çocuk, kabul görmek, güvende hissetmek ve ilişkilerini sürdürebilmek için kendi özgün duygularını feda ederek çevresinin beklentilerine uyum sağlar. Örneğin, küçük çocuk duygularının ebeveyn tarafından hoş görülmediğini fark ederse -kızdığında, ağladığında, ihtiyaçlarını ifade ettiğinde sorun yaşadığını fark ederse- duygularını bastırmayı ve uyumlu görünmeyi öğrenir.

Duygusal yakınlığın kısıtlı olduğu, ihmalin, istismarın veya istikrarsızlığın bulunduğu aile ortamlarında çocuk kendini “gerçek” anlamda, doğru bir şekilde ifade etmeyi bırakır.

Mesela, belki üzgünken gülümser, korktuğunda sessizleşir ya da ihtiyaç duyduğunda kendi başına halledebilirmiş gibi davranır.

Ve zamanla bu, bir ikinci doğa haline gelir: sahte benlik.

Winnicott sahte benliği, yetersiz veya tehditkâr bir duygusal çevrede ruhsal bütünlüğü koruyan işlevsel bir yedek benlik olarak tanımlar. Bunun bir sonucu olarak gerçek benlik saklı kalır: kırılgandır.

“İşim, ilişkim, arkadaşlarım, kurulu düzenim var… ama içinde benmişim gibi hissedemiyorum” gibi cümleler sarf edilir terapide.

Kişinin dışarıya sunduğu kimlikle gerçek benliği arasında bir dekalaj vardır. Bu duruma içsel boşluk hissi, anksiyete, tükenmişlik duygusu ve fazla bir uyum sağlama çabası eşlik eder.

Aslında sahte benlik hafif düzeyde olduğunda, bu dünyaya uyum sağlamamızı kolaylaştırır, hatta işlevseldir diyebiliriz.

Fakat yüksek düzeydeyse, kişi kendini tabi tuttuğu o role hapsolur ve isteklerini, ihtiyaçlarını, kim olduğunu bilemez, canlı hissedemez hâle gelir.

Sahte benlik, bir sosyalleşme stratejisi değildir; -duygusu ayna bulamayan çocuğun- yok olma tehdidine karşı geliştirdiği bir savunmadır.

Çocuk, varlığını sürdürebilmek için başkalarının istediği kişi olması gerektiğine kanaat getirmiştir.

Bu kişiler yetişkinlik ilişkilerinde de genellikle, hayır deme, sınır koyma güçlüğü ve reddedilme korkuları yaşayıp, hep uyum sağlamak zorunda hissederler.

Hangi duyguları bastırmayı istemsizce öğrenmiş olabilirsiniz?

Başkalarının beklentilerinin dışında siz kimsiniz ?





Görsel: John Everett Millais, Ophelia

Etiketler:sahte benlikWinnicott