Psikonesans ailesi tarafından sizin için özenle hazırlanan özgün içerikler…

Lacan için “baba”, biyolojik bir figürden ziyade bir işlevdir. Babanın Adı, özneyi annenin arzusundan ayıran ve onu dilin, yasaların ve toplumsal düzenin içine yerleştiren mecazi bir kesme işlevi görür. Söz konusu kesme, arzunun sınırsız döngüsüne “Dur” diyerek öznenin kendi konumunu belirlemesine imkân tanır.

Obsesyonel yapıda, kuralları kendi başımıza düşünmemizi engelleyecek kadar katı koyacağız. Fobik yapı, sihirli değneği çevreye verecek, harekete geçmemizi olası tepkiler engelleyecektir. Ortada seçim yoktur, uzlaşmaya gidilmiştir ve suçluluk duygusu kaçınılmazdır.

Sahte benlik, bir sosyalleşme stratejisi değildir; duygusu ayna bulamayan çocuğun yok olma tehdidine karşı geliştirdiği bir savunmadır. Çocuk, varlığını sürdürebilmek için başkalarının istediği kişi olması gerektiğine kanaat getirmiştir.

“Baştan belirtmeliyim ki, ‘tekinsiz’ dediğimiz şey, bizi dehşete düşüren, ancak kökeni çok önceden bilindik ve bir zamanlar bize son derece tanıdık olan bir şeye geri götüren bir korku türüdür.” Freud, S. (1919). The Uncanny

Ortada ne bir suç, ne de kişiyi suçlayan biri vardır. Yine de kişinin içinde bir ses ona suçlu olduğunu fısıldar. Bu ses, utanç ve kaygıya komşu, ama belki daha bile köklü bir duygulanıma aittir: Varlığın özüne yerleşmiş bir suçluluk hissi.